Nato görevi kapsamında Afganistan a asker gönderme iznini (TSK unsurlarının NATO'nun Afganistan'da icra etmekte olduğu Kararlı Destek Misyonu ve devamı kapsamında yurt dışına gönderilmesi, aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin anılan misyona katılmak amacıyla ülkemiz üzerinden Afganistan'a intikali ile geri intikali kapsamında.... Cumhurbaşkanlığı karanamesinden ) "TBMM den" almalarıyla, gönderilen askerlerin, NATO nun, Afganistan dan çekilme kararıyla birlikte, resmi olarak sona ermiş olan tezkere (izin) gereği dönmesi gereken Türk Askeri, İktidarın kendi ideolojik ve ekonomik hedefleri doğrultusunda Afganistanda kalması kararında karar vermis gibi görünüyor.
Bu durumda iktidarın, karşımızda telaffuz etmediği, yada ima ettiği iki seçenek olduğunu düşünüyorum, birinci seçenek, elbetteki iktidarında tercih edeceğini umduğum, oradaki Askeri gücünü, Şeriatci Talibanın deyenimsiz olduğu devlet kurma ve yönetme konusunda gerekli desteği vererek, kendisi için çıkmaza girmiş olan ekonomiyi, Alt yapısı çökmüş olan Afganistanin coğrafyasını, inşaat alanlarını (aslında gerçek sahibi bizce malum) Şirketler aracılığı ile betonlaştırma faaliyetlerine zemin yapabilmek,
Netice olarakta, Anadolu da kurulmak istenen, Şerri bir düzen için, İslamın enternasyonalizmi anlamına gelen Cihat cı bir milis desteğini iki taraflı olarak kullanmak olarak tarif ediyorumki, iki taraftanda yapılan açiklamalara baktığımda, gördüğüm budur.
İkinci olası senaryo ki, Zayıfda olsa her an birbirlerini satma konusunda kesinlikle güvendigim, Siyasal islamcı anlayışın, para tutkusu ve hırsının, kısa sürede Türk Askerlerinin orada taliban vahşetine uluslararası destekten yoksun olarak muhatap kalacağı ve ağır kayıp verme ihtimalidir,
Her iki durumda da, bu topraklarda seküler yaşam anlayışını içselleştirmiş Muhalif Siyasal ve Kulturel nufus için büyuk tehlike demektir.
İktidarın kendini güçlü hissetiği anda gundeme getireceği bir seçim kararı dışında 2023 haziranına kadar seçim görünmüyor, muhalefetin ve toplumun böyle bir baskı aracı olarak ortaya cıkma ihtimalide söz konusu degil.
İktidarın kendini güçlü hissetiği anda gundeme getireceği bir seçim kararı dışında 2023 haziranına kadar seçim görünmüyor, muhalefetin ve toplumun böyle bir baskı aracı olarak ortaya cıkma ihtimalide söz konusu degil.
Bu durumda 2023 seçimlerine kadar iktidar iki konuda ciddi dönüşler yapması gerekiyor ve bu gune kadar, bu konuda ne kadar mahir olduğunu gösterdi, bundan sonrada farklı manevralarla fırıldaklığını sürdurecegine olan inancım tamdır.
İki manevranın muhatablarından biri elbetteki seçimde iktidar yolunu açacak Kürt oylarıdır, bunun için kapı arkasında açılım anlamına gelen görüşmeler yapıldığını düşünüyor olmamız için, Erdoğanın Diyarbakır konuşmasında verdiği mesajlar ve Siyasal islamcıların alışılmış iki yüzlülüğünü, kronolojik olarak hatırlamamız durumunda, bunu kanıtlamak için özel bir çabaya neden gerek duymadığım anlaşılır.
Kürt siyasal hareketinin önderliğini HDP ye bırakmak niyeti olmayan PKK nin siyasal geçmişi,
İki manevranın muhatablarından biri elbetteki seçimde iktidar yolunu açacak Kürt oylarıdır, bunun için kapı arkasında açılım anlamına gelen görüşmeler yapıldığını düşünüyor olmamız için, Erdoğanın Diyarbakır konuşmasında verdiği mesajlar ve Siyasal islamcıların alışılmış iki yüzlülüğünü, kronolojik olarak hatırlamamız durumunda, bunu kanıtlamak için özel bir çabaya neden gerek duymadığım anlaşılır.
Kürt siyasal hareketinin önderliğini HDP ye bırakmak niyeti olmayan PKK nin siyasal geçmişi,
Pragmatizmin sınırları konusunda oldukça geniş bir yelpazesinin olduğunu bize defalarca kez gösterdi,
Bu nedenle yerel seçimlerdeki o iktidar karşıtlığını görmek, her zaman garantisi olan bir vaziyet alış deği kürt ulusal hareketi için ki, Bu hareket, o coğrafyada kendi dışında ciddi bir ümmetçi potansiyelide barındirmakta.
Dönüş yapacağını düşündüğüm ikinci konu ise, Fetö Cemaati ile yapılacak bir barış anlaşmasıdir.
Son zamanlarda iktidarın, 28 Şubat davasına ilişkin aldıgı tutuklama kararlarının, 28 Şubat davasını açan tüm savciların, karar veren hakimlerin Fetö den tutuklanmış olmasına rağmen uygulamaya konması, ve Fetö vurgusunun söylem olarak geriye çekilmesi, yanı sıra Fetö cü olduğu bilinen internet tv larında yapılan haber ve yorumların, R.T.Erdogan a mesaj niteliği taşıyor (Hulisi Akar ve Hakan Fidan üzerinden) olması, bu konunun görünen yanıdır.
AKP siyasetinin içinde Fetullah gülenin yerine, zaten iktidarda olan Erdoğani tercih edip ona biat eden (herkezin bildigi) ciddi bir kitle olduğunu hesaba katarsak, bu dönüş uzak bir ihtimal değil.
Bu kısıtlı olanaklarla yapılmış olan analizi, muhtemeldirki, siyasal öngörü sahibi muhalif siyasi yapılarda yapmıştır ve iktidarın yakın zamanda tekrar ulke gündemi ile sosyal yasamı belirlediği bir ortama sokulmasına, edilgen bir "muhalefet" anlayışının dışında, daha önceleri olması gereken, Sine i Millete dönmeyide içine alan, sadece etkisiz eleman olarak maaş aldıkları meclis kürsüsü ile sınırlamadıkları, sınırlarının Laiklik olarak çizen, her siyasal örgütlenmenin kendisi olarak içinde ilacağı, bir cephe anlayışının, acilen hayata geçirilmesi zorunluluktur.
Son zamanlarda iktidarın, 28 Şubat davasına ilişkin aldıgı tutuklama kararlarının, 28 Şubat davasını açan tüm savciların, karar veren hakimlerin Fetö den tutuklanmış olmasına rağmen uygulamaya konması, ve Fetö vurgusunun söylem olarak geriye çekilmesi, yanı sıra Fetö cü olduğu bilinen internet tv larında yapılan haber ve yorumların, R.T.Erdogan a mesaj niteliği taşıyor (Hulisi Akar ve Hakan Fidan üzerinden) olması, bu konunun görünen yanıdır.
AKP siyasetinin içinde Fetullah gülenin yerine, zaten iktidarda olan Erdoğani tercih edip ona biat eden (herkezin bildigi) ciddi bir kitle olduğunu hesaba katarsak, bu dönüş uzak bir ihtimal değil.
Bu kısıtlı olanaklarla yapılmış olan analizi, muhtemeldirki, siyasal öngörü sahibi muhalif siyasi yapılarda yapmıştır ve iktidarın yakın zamanda tekrar ulke gündemi ile sosyal yasamı belirlediği bir ortama sokulmasına, edilgen bir "muhalefet" anlayışının dışında, daha önceleri olması gereken, Sine i Millete dönmeyide içine alan, sadece etkisiz eleman olarak maaş aldıkları meclis kürsüsü ile sınırlamadıkları, sınırlarının Laiklik olarak çizen, her siyasal örgütlenmenin kendisi olarak içinde ilacağı, bir cephe anlayışının, acilen hayata geçirilmesi zorunluluktur.
.S.Yılmaz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder